BİRLİK OLMAYAN YERDE DİRLİK OLMAZ

Reklam
Reklamı Gizle

Şu üç günlük dünya için bu kadar gönül kırmaya, hırçınlık yapmaya gerek var mıdır? Meclis içinde ve dışında ağız dalaşları, küfürleşmeler, sosyal medyayı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni adeta arena haline getirip, siyasi rant uğruna her yolu mubah görenler bilsinler ki, halkımızı hem bıktırdılar hem de yeterince gerdiler.

Yedi düvele karşı mücadele veren Çanakkale ruhuyla Milli Mücadele savaşlarında kurtuluş destanı yazan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını çizen bir milletin huzurunu bozmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

Üzülerek ifade edeyim ki, 60 İhtilali, 12 Eylül ve FETO kalkışması gibi zor günlerde tek yürek olan bu milletin evlatları nasıl böyle acımasız bir şekilde birbirlerine hakarete varan sözler sarf edebiliyor?

Yarın ülkemize hain bir saldırı olsa yine birlik, beraberlik, kardeşlik ruhuyla, yine aynı cephelerde omuz omuza çarpışacağız. Aramızda böyle bir bağlılık varken bu ülkeyi neden gerginliğe sürüklüyoruz?

İçeriden ve dışarıdan bizi bölüp parçalamaya çalışanlar her zaman olmuştur. Olmaya da devam edecektir. Önemli olan onlara bu fırsatı vermemektir. Cennet ülkemizi cehenneme çevirmeye çalışanlara karşı her zaman uyanık olmalıyız.

İslamiyet, renkleri dilleri ve kökenleri ayrı olan insanları aynı inanç etrafında birleştirmiş, kin ve düşmanlıkları ortadan kaldırarak insanlığa huzur ve barışı getirmiştir.

Bu milleti bölüp parçalamak için ‘fitne ve fesat’ tohumları ekerek, milletimizi içten ve dıştan çökertmeye çalışanların gerçek yüzlerini görmek gerekir.

Bu gün Anadolu’nun sınırları ateş çemberi altındadır. Bu dönemde daha çok birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Bu sadece millî bir görev değil, aynı zamanda “Bölünüp parçalanmayınız. Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” diyen bir inancın da gereğidir.

Yavuz Sultan Selim Han; “Milletimin ihtilâf ve ayrılığa düşme endişesi; kabrimin köşesinde bile, beni rahatsız eder. Düşmanlarımın hücumunu savuşturmak için çaremiz; birlik iken, bir olmazsa millet, perişan eyler beni. Kızgın demirle dağlanmış gibi yanarım” diyen bir ecdadın torunları olduğumuzu asla unutmamalıyız.

Yavuz’un endişesi yıllar sonrası doğru çıkmıştır. Çünkü on dokuzuncu asırda düşmanın entrikaları ve bizim de gafletimiz sonucu, içte birlik ve beraberliğimiz bozulmuş, Osmanlı İmparatorluğu kan kaybetmiş, Haçlı intikamıyla; Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu’da bölünmeler kaçınılmaz olmuştur. Bugün de Orta Doğu’da cereyan eden gelişmeler aynı mantığın sonucu değil midir?

Rabbimiz şu ayetine kerimesinde: “ Birbirinizle çekişmeyiniz, yoksa gevşersiniz, kuvvetiniz dağılıp gider” buyurmaktadır.

Milli şairimiz Akif; “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” derken,

Arif Nihat Asya; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır! Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır!” diyor.

Millet olarak bu gün daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız vardır. Çünkü; Anadolu toprakları dünyanın en güzel coğrafyasında ve en stratejik noktasında yer almaktadır. Bu nedenle dünyanın süper güçlüleri ülkemizi hiçbir zaman rahat bırakmayacaklar. O halde kendimize gelelim ve geçmişimizden ibret alıp aynı hatalara bir kez daha düşmeyelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir