Çağımızın Yeni Sorunu

Reklam
Reklamı Gizle

Yata yata para kazanıyorlar dedikleri öğretmenlerimizin uzaktan eğitim vermeye gayret ettiği son dokuz ayda yaşanan bazen komik, bazen üzücü olayları aktarmak istedim sizlere.

“Böön canlı ders var mı?” herkesin diline dolanırken canlı derslerse bakın başka neler oldu neler.

Okula gidiyormuş gibi giyinen öğrenciler, EBA TV’yi izlerken öğretmene soru soran ve “Anne bu öğretmen beni sevmiyor mu? Neden bana cevap vermiyor?” diyen minikler.

Canlı ders programını öğretmenden önce öğrenip, ekrana resim çizerek “Yavrum karalama ekranı!” demekten dilinde tüy biten öğretmenler.

Öğretmeni soru sorduğunda kameranın karşısında hiç kımıldamadan durup, internet yavaşladı bahanesiyle donan öğrenciler.

Soru sorulduğunda, güya öğretmenin duymadığınıdüşünerek yandan kopya veren veliler. Öğretmen “Sevgili velim bırakın çocuğunuz cevap versin.” dediğinde  “Ay hocam sınıf arkadaşları neyse de diğer velilere mahcup oluyorum.” diyen anneler.

Ekranı kapatıp yemeğini yiyenler, tuvalete gitmek için izin alamadığından altına kaçıranlar.

Dersin sonuna doğru sesini açık unutarak “Bu ne hocası la?” diyen öğrenciler. Yine sesin açıklığını unutarak “Amma da çok konuştu bu adam!” diyenler, topluluk içinde çıkarılması hoş karşılanmayan sesleri bilinçli çıkaranlar, süpürge çalıştıran anneleri dinlemek zorunda kalanlar, dışarıdaki seyyar satıcıya eşlik edenler.

Saatlerce galaksiyi anlatan öğretmene “Öğretmenim ben biliyorum onu, o bir telefon.” diyenler.

Tek tek sesleri çıkarmaktan dili uyuşan birinci sınıf öğretmeninin “Çocuklar artık bu kelimeyi gözünüz kapalı yazmalısınız?” dedikten sonra gözünü kapatarak yazmayı deneyip de başarılı olamayınca ekranı kapatıp ağlayan minikler.

“Haydi haydi hoca başlıyor.” diyerek ebe dede ekranın karşısında pür dikkat dinleyenler.

Dersi dinlemeyip yeni aldığı oyuncağı kameraya gösterenler, kanepede zıplayıp dikkat dağıtanlar, bahçede derse girerek uçan kuşu gösterenler, kamerayı kapatıp ekranı küçülterek arkada oyun oynayanlar, kameranın karşısına hareket edip dinlediği imajını veren önceden çekilmiş videolarını koyanlar, “Kızım neden saçların ıslak, sen plajda mısın?” diye soran öğretmene bikinisinin modelini gösterenler, öğretmeninin hararetli anlatışını kaydedip üzerinde oynamalar yaparak sosyal medyada dalga geçenler…

On dakikalık molada ne yapacağını şaşıran öğretmenler. Yemeği yakanlar, çay koyanlar, ihtiyaç molası verenler, çocuğunun canlı derse girmesine yardım edenler, bir sonraki videoyu hazırlayanlar, velilere telefonla bitmek bilmeyen açıklama yapanlar.

İnternet olanağı için dağlara çıkan ve sonra orada kalp krizi geçiren, derste minik çocuğuna bakamayıp çocuğu balkondan düşüp çocuğunu kaybeden öğretmenler.

“Siz de ne yattınız ha!” diyenler, lütfen bu öğretmenler gününde sahte sevgi sözcüklerinizi onlara sunmayın. Zira onların ne kimsenin şefkatine ne de boş laflara ihtiyacı yok! Öğretilemeyen ne varsa ve eğitilemeyen kim varsa isteseniz de istemeseniz de ister sınıfta, ister sokakta, ister bir sohbet ortamında, isterse de ekran başında onlar hep orada olmaya devam edecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir