Üretici Pazarında Bir Dokun Bin Ah İşit!

Reklam
Reklamı Gizle

Köylerden ve kasabalardan kendi bahçelerinde ürettikleri mahsulleri satış için köylü pazarına gelen Kırşehirli çiftçiler, ürünlerin değerinde satılamamasından rahatsız. Gübre, mazot, sulama ve işçilik gibi tarımsal girdilerin oldukça yüksek olmasından şikayet eden üreticiler, meyve ve sebzenin para etmemesine üzülüyor.
                40 Arena muhabirlerimiz, tek geçim kaynakları  meyve-sebze satışı olan çiftçilerin sorunlarını dinledi. Tabiri yerindeyse ‘bir dokunduk bin ah işittik. İşte üreticinin isyanı:
Ahmet ÖZERDEM
                “Her türlü sıkıntı bizde. Yetiştirdiğini satamayınca büyük sıkıntı. Bizim sıkıntımız, satılmayınca…  Erikler satılmayınca kuruttuk. Kurutmuşunu satmaya çalışıyoruz.  Ben yetiştiriciyim, üreticiyim. Girdileri- çıktıları her şeyi pahalı, ama para konusuna gelince köylü öldü. Krediye bağlandı, ilaç, gübre, mazot parasını ödeyemiyoruz.
                Ürünümüzün karşılığını alamıyoruz. ‘Kendim satıp değerlendireceğim’ diyorum ama toptan bir yere gitmiyor. Geçen gün 16 kasayı çöpe döktüm, buzhaneye koyduğum halde. Köylü nerde iyi? Toz pembe göstermenin hiçbir anlamı yok. Suriyelilere işi verecekmiş. 2 üniversite mezunu çocuğum var. İkisi de işsiz geziyor. Kalifiyeli eleman alacağız diyorlar. Türk vatandaşına neden yok? O çocukların da evi yok. Onlara versinler. Onlara ev vereceğiz diyorlar. Kendi ülkesine faydası olmayanın başkasına hiç faydası olmaz.
Rahime BEYAZ
                Üretimden bu sene aldık. Önceki yıllara göre iyi, geçen sene verim alamamıştık. Yeni üretim yapıyorum. Önceden ürettiğim yoktu. Ahududu yetiştiriyoruz. Reçelini yapıyoruz, onları satıyoruz.
Hüseyin ÇULCU
                Meyvemiz, sebzemiz para etmiyor. Çiftçi bitik durumda, kredilerini ödeyemiyor. Artık insanlar psikolojik bunalım içine girdiler. Ürettiğimiz ürün karşılığında bir pazarımız yok. Pazarlayacak pazarımız yok. Rus olayı olunca vatandaşımız stres, bunaltı içerisindeler. Vatandaşlar çoluğunu çocuğunu okutamıyor. Durumlar gerçekten 2-3 yılda çok stres bunaltı içinde. Aldığımız krediyi ödeyemiyoruz. Kredi neyle ödenir? Verimle ödenir. Verim para ederse öyle ödenir. Çocuklarımız var hepimizin, dershaneye yazdırıyorsun, dershaneyi ödeyemiyorsun. Bu ürün para etmezse ben neyle ödeyeceğim. Memur değilim, amir değilim, ben bir köylüyüm. Adamlar Bağ-Kurunu ödeyemiyor, sigortasını ödeyemiyor. Garanti bir işi yok. Artık her taraf özelleşti. Özel şirkete bugün giriyorsun, yarın çıkıyorsun. Vatandaş bunalıma girdi. Dünya kadar banka borcu var.
Esma AYHAN
                Emeğimizi karşılamıyor, 60-70 lira yevmiye. Kirazı 2 gündür 5 liraya veriyoruz. 1,5 liraya da gidiyor, 4 liraya da.
Yalvara yalvara satıyorum. Şimdi verdim 3’e, 4’e- 5’e veriyorum.
Bundan 5 sene önce 7,5 a verdik biz bu kirazı. İşçiye 20 lira veriyorduk yevmiye. Şimdi 60-70 liraya yevmiye veriyoruz. Yevmiye pahalı, kirazın kilosu ucuz. Gübresi pahalı. Üretici çok zararlı. Geçen sene malın maliyeti  zor çıktı, Bu sene nasıl olacak bilmiyoruz. Bu sene geçen yıla göre daha kötü. Gübresi pahalı, suyu pahalı, ilacı pahalı. Uğraşıyoruz köy yerinde. Kar yok.
Havvana ASLAN
                Ürün hiç gitmiyor, satamıyorum. İş yok. Ürün var, satış yok. Su para, elektrik para, her şey para… Tüccar gelmiyor. Mahsullerimizde satış olmuyor. Elmamız, eriğimiz depoda kaldı.
Rekolteden memnunuz. Ama ürünümüz, mahsulümüz gitmiyor. Satış yapamıyoruz.  Ürünün karşılığını alamıyoruz, satamadığımızi için. Tüccar yok. Ortalık karışık, dışa açılım yok. Önceden tüccar vardı, alıyordu, şimdi gelmiyor ki… Köylüler rezil. Satış yapamıyoruz. Mahsulümüz değerlenmiyor. Aldığımız ilaç pahalı. Mahsulümüz gitmediğinde neyle karşılayacağız? Araziler hep ipotek.  Kredi çekiyoruz. Malımızı değerlendireceğiz diye, malımız da gitmedi mi ya tarlamız, ya da motorumuza el koyuyorlar. İnsanlarda para yok. Ucuz da versek yok. Elma bu sene depoda kaldı. Alan, satan olmadı. İhracaat zaten yok.”
 
Eleman bulamıyoruz
                Ürütici pazarında ev ürünleri satışı yapan Uğir Ersöz, üretim yapacak bayan eleman bulamamaktan yakındı. Ersöz, şöyle konuştu:
                “Sürekli aynı kalitede malzeme bulma şansım olmuyor. Bundan dolayı da malzememdeki her şey ev ve el ürünü olduğu için, standardı yakalamakta zorluk çekiyorum. Ben bu ürünü yaymak istiyorum. Ev hanımlarını bu konuda özverili çalışıp üretime destek olmalarını istiyorum. Ama bu konudaki kazanç oranı düşük olduğu için çalışacak eleman bulamıyorum. Mesela önceden halı tezgahları vardı Kırşehir’in yaygın, meşhur… Her evde bir tezgah vardı. Halı dokuyaraktan ihtiyaçlarını giderirdi. Bu konuda üretici olarak da üretim desteği alamıyorum. Üretimde kaliteyi yakaladık az çok belirli bir kalite oranına yetiştik. Müşterilerimiz gayet memnun biz de gayet memnunuz. Bu standardı koruyaraktan üretimi artırmak istiyorum. Eleman bulmakta sıkıntı çekiyorum. Bunun haricinde başka bir sıkıntım yok.
                El emeğinin değeri olmaz ama piyasanın götürdüğü bir fiyat var o fiyatlarda satıyorum. Gönül ister ki gerçekten temiz, organik ürünler üretiyorum. Bunları daha değerli daha iyi şartlarda satılmasını arzu ederim ama piyasanın götürdüğü fiyat standardı var onu da geçemiyorsun. Önemli olan buradaki üretimin devam etmesi, vatandaşların bu ihtiyaçları giderebilmesi. “

(Cemre Bayram)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir