Logo

Partili ve Taraflı Cumhurbaşkanlığı Sistemi

25 Şubat, 12:34

Partili ve Taraflı Cumhurbaşkanlığı Sistemi

Yeni yönetim sistemimiz olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine büyük umut ve beklentilerle referandum neticesinde geçtikten sonra, her ne kadar öncesinde de taraflı olduğunu gayrı resmi aşikâr ettiyse de artık yasal dayanağa kavuşmuş olan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izlerken artık o bildiğimiz ve alıştığımız herkesin babası olan bir cumhurbaşkanı imajını görmek tamamen imkânsız bir hale gelmiştir. Zira cumhurbaşkanını artık daha çok diğer partilerle uğraşmak suretiyle kendi partisinin işleri ile iştigal olurken görüyoruz. Hele ki son zamanlarda Ak Partinin il ve ilçe kongrelerinin yapılıyor olması nedeniyle Sayın Erdoğan’ı kendi partisinin tüm kongrelerinde boy gösterip tam bir parti genel başkanı üslubu ile konuşmalar yaparken görüyoruz. Örneğin Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18.01.2021 tarihinde saat 10:00 itibariyle yaptığı sosyal medya paylaşımı hakikaten kayda değer bir örnektir; şöyle ki;
“Sevgili kardeşim… Hayırlı sabahlar. Haftaya kongre mesaimize devam ederek başlıyoruz. Öğleden sonra saat 2 gibi, AK Parti’mizin Manisa, Aydın, Mardin, Adıyaman, Kilis, Bingöl, Bitlis, Elazığ ve Muş kongrelerine canlı bağlantı ile katılacağım. Kongrelerimiz, hamdolsun, güzel geçiyor, coşkulu geçiyor. Bu coşkuyu büyük kongremize kadar inşAllah sürdürecek, 2023’e giden yolda partimizi daha da güçlü hale getireceğiz. Durmak yok, yola devam!”

Bunların dışında ise haber programlarında Sayın Erdoğan’ı diğer partilerin genel başkanlarını adeta aktif bir parti genel başkanı imajıyla sert eleştiriler yaparken izliyoruz. Yani görülen o ki yeni sistem öncesi, parlamenter sistem döneminde o alışık olduğumuz herkese eşit mesafeli, herkesin babası imajlı cumhurbaşkanı görüntüsünden çok uzak, daha çok bir başbakan edası ile görüyoruz. Evet, yeni sistemde başbakanlık kalktı ve tabiri caiz ise cumhurbaşkanının vasıf ve sıfatı içerisinde eritildi ancak gözlemlenen ise tam tersi, sanki yeni sistemde herkese eşit mesafeli, kapsayıcı, birleştirici bir cumhurbaşkanı imajının daha çok diğer partilerle her zaman kavgalı ve partili bir başbakan imajı içerisinde erimiş olduğunu gözlemliyoruz. İster istemez de bu durum ülkede yaşayan ve Ak Partili olmayan %60’ların üzerindeki kesimi rahatsız ediyor. Hatta bu durum Ak Partili olmayan ancak ittifak nedeniyle desteğini esirgemeyen MHP tabanındaki ülkücü camianın da neredeyse tamamını rahatsız ediyor. Düşünün ki, ülkücüler ittifak nedeniyle “aman destek verelim yoksa memleketin bekası tehlikeye girecek” diye Sayın Erdoğan’a seçimlerde destek verecek, o da gidip tüm güç ve enerjisini Ak Parti ve Ak Partililerin yararına harcayacak. Hem de yasalar gereği açıkça ve de herkesin gözünün içine baka baka! Diyecek sözümüz yok, zira Türkiye’nin şu an yönetildiği yönetim anlayışı yasal olarak bu şekilde tanzim edilmiş durumda. Ancak olayın anayasal boyutuna bakarsak hemen göze batan bazı hususlar olduğu da anlaşılacaktır.

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ile nitelikleri, seçimi ve diğer hususlar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 8, 101, 103, 104, 105 ve 106’ncı maddelerinde belirtilmiştir. Bunlar; Yürütme Yetkisi ve Görevi (Madde 8), Adaylık ve Seçimi (Madde 101), Andiçmesi (Madde 103), Görev ve Yetkileri (Madde 104), Cumhurbaşkanının Cezai Sorumluluğu (Madde 105), Cumhurbaşkanı Yardımcıları, Cumhurbaşkanına Vekâlet ve Bakanlar (Madde 106) gibi düzenlemelerdir.

Burada öncelikle düşündürücü olan Cumhurbaşkanının yeminin düzenlendiği 103.maddedir;
Bu maddeye göre Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde şu şekilde ant içer:
“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

Bu yemine rağmen bizler ekranlarda her gün Ak Parti propagandası yapan, diğer partileri bazen oldukça sertleşen dil ve üslupla eleştirmekten çekinmeyen bir cumhurbaşkanını görmeye devam edecek gibi görünüyoruz.

Benim nazarımda bu keşmekeşin nazarı dikkat celbeden ve irdelenmeye değer olan kesimi ülkücü camiadır. Çünkü hakikaten bir trajikomedinin tam ortasındalar. Ülkücülerden millet ve devletin ‘bekası’ için devşirilen oylar göz göre göre Ak Partinin bekasına, yani daha da güçlenmesine hizmet etmektedir. Cumhur İttifakı sonrası ülkücü camianın genel endişesi de zaten odur ki, ülkücülerin desteği ile daha da güçlenen Ak Partinin, neticede parti yandaşı iş adamlarının, müteahhitlerinin ve siyasetçilerin daha da zenginleşmelerine, sermayelerine sermaye katmaya devam etmelerine, devlette 4’er, 5’er maaşla kadrolaşmalarına hizmet ediyor şeklindeki kamuoyundaki yansımaları, ittifak ruhuna ağır darbeler vurmakta, MHP’yi ve ülkücü camiayı millet nezdinde zora sokmaktadır. Tüm bunlara rağmen sahada gözlemlendiği kadarıyla ülkücülerin payına düşen ise, ittifak ortağı olmalarına rağmen tıpkı diğer partililer gibi işsiz, güçsüz olsalar da, hatta devlet kademelerinde horlanmaya ve ezilmeye devam ettiklerinden şikâyetçi olsalar da ülkenin bekasını kurtardıkları için yaşadıkları mutluluk olmakta, böylece de bahse konu endişelerini bir nebze olsun telafi etmektedirler. Hülasa, ülkemizdeki Ak Partili olmayan %60’ın üzerindeki ( ki son yerel seçimler ile tüm son anketlerden çıkan ortak neticeye göre değerlendirilmektedir ) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının temel beklenti ve istekleri memleketteki herkesin ortak paydası olabilecek daha tarafsız ve adil bir cumhurbaşkanlığı sistemi için yeni yasal düzenlemeler yolunda çalışmalar yapılması ve gerekli revizyonların yönetim sistemimizde bir an önce yapılması yönündedir. Zira “Adalet Mülkün Temelidir.” Unutulmamalıdır ki burada ‘mülk’ ile kastedilen ‘Devlettir.’

“Adalet güzeldir. Fakat Emirlerde (devlet büyüklerinde) olursa daha güzeldir.”
(Hadis-i şerif)